Anasayfa  |  Künye   |  Haberler  |  İletişim

Hızlı Erişim


Bu Dergi DOI ve Crosscheck üyesidir


Haberler

FELSEFELOGOS DERGİSİ MAKALE ÇAĞRILARI

FELSEFELOGOS DERGİSİ MÜŞTEREKLER SAYISI MAKALE ÇAĞRISI

Dünyanın farklı yerlerinde sayısız alanda “müşterekler” mefhumu ile çalışan ve bu mefhumu çalıştıran farklı bir çok düşünce ve pratik görmekteyiz. Bu mefhum yakın dönemde siyaset biliminden coğrafyaya, politik ekonomiden bilişime farklı alanda toplumun ortak zengiliğini korumak, savunmak, geliştirmek ve yeni zenginlikler üretmenin temel ifadesi haline geldi.

İngilizce “commons” sözcüğünden dilimize çevrilen ve klasik olarak insanların ortak kullandıkları ve ortak faydalandıkları kaynaklara gönderme yapan bu kavram, hem kavram üzerine yapılan tartışmalarda, hem farklı disiplinleri kritikleri ve katkılarıyla, hem de kavramın pratik hayatta deneyimlenme ve dolayısıyla içinin farklı şekillerde doldurulmasıyla beraber yeni bir takım anlamlar, imkanlar, yordamlar, hatta bu anlamda rasyonaliteleri dahi tetiklediğini söyleyebiliriz.

Peki, bu düpedüz pratik hayatın çeşitli vehçelerinden geçerek düşünsel ufumuzda yer alan müşterekler mefhumunu, siyaseti anlama ve algılama açısından nasıl kullanabiliriz? Müşterekler, geleneksel parti siyasetleri, mevcut kimlik siyasetleri, ve her şeyiyle bizleri bireyselleştiren neoliberal öznellik teknolojilerinin dışında, ve belki karşısında, nasıl bir siyaset ufku sağlayabilir? Müşterekler, bir siyaset ufku olarak felsefeye ne katabilir? Müşterekler siyaseti ve müşterekleştirme pratikleri, siyaseti algılayışımızı nasıl derinleştirebilir, ne tür kritikler geliştirebilir?

FelsefeLogos’un 68’inci sayısında, yukarıda ifade edilen sorular kapsamında “müşterekler” meselesini felsefi olarak ele alacağız. Sahadan, pratik faaliyetlerden beslenen çalışmalar yanında müşterekler siyasetinin, “müşterek” fikrinin kendisine de odaklanan çalışmalara yer vermek niyetindeyiz. Katkılarınızı bekliyoruz.

 

FELSEFELOGOS DERGİSİ CUMHURİYETÇİLİK SAYISI MAKALE ÇAĞRISI

Cumhuriyetçilik düşüncesi ve res publica kavramı siyaset felsefesi tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Çok uzun bir süre devlet ya da meşru yönetim gibi bir anlama gelen res publica’nın ideolojik özünü karma anayasa düşüncesi oluşturur. Aristoteles’in politeia olarak adlandırdığı rejim res publica’nın politik amaç ve sınırlılıklarını açık bir şekilde ortaya koyar.

Cumhuriyet ve monarşi kelimelerini birbirine karşıt anlamlarda kullanan Machiavelli’nin modern cumhuriyetçi literatürde belirgin bir ağırlığı vardır. Harrington gibi İngiliz cumhuriyetçilerinde ve Amerikan cumhuriyetçi düşünüşünde Machiavelli tezlerine olan atıfların sayısı bir hayli fazladır. Ayrıca Skinner, Pettit, Viroli ve Pocock gibi Neo-Romacı cumhuriyetçi ekol Machiavelli’den kalan mirasa çok şey borçludur.

Montesquieu, Kant, Constant, Tocqueville ve Mill gibi örneklerde görüldüğü üzere ayrıca liberal bir cumhuriyetçi çizginin varlığından bahsedilebilir. Liberal cumhuriyetçilik negatif özgürlük, kuvvetler ayrılığı ve sınırlı devlet gibi nosyonları yücelterek özgürlükleri koruyan dengeli bir rejim inşa etmeye çalışmıştır. Liberal cumhuriyetçilik geleneği liberal milliyetçilik düşüncesiyle de iç içedir. Liberal milliyetçilik yurttaşlık dolayımıyla cumhuriyetçiliği ve milliyetçiliği birleştirir. Modern siyaset felsefesi içerisinde özel olarak Kymlicka, Maclntyre, Taylor, Sandel ve Walzer gibi düşünürlerin tezleri ile genel olarak ise komüniteryan siyaset anlayışında liberal milliyetçilikten izler vardır.

Cumhuriyetçiliğin temel kavram ve tezlerine Spinoza, Rousseau ve Arendt gibi düşünürlerin siyaset felsefeleri içerisinde de rastlarız. Demokrasi ile cumhuriyeti hemen hemen aynı anlamda kullanan Spinoza, demokratik cumhuriyetin insan doğasına en uygun yönetim şekli olduğunu düşünür. Rousseau Fransız Devrimcilerinin hayranlıkla takip edecekleri üzerine genel irade ve yurttaşlık temelli bir cumhuriyetçi etik politiğe katkı sunar. Arendt felsefesi ise en genel hatlarıyla 20. yy. koşullarında totalitarizme karşı bir cumhuriyetçi özgürlük savunusu olarak iş görür.          

Cumhuriyet düşünce tarihinin olduğu kadar siyasi tarihinin de önemli bir unsurudur. Atina polisi, Roma res publicası, Erken Rönesans kent cumhuriyetleri, İngiliz, Amerikan ve Fransız Devrimleri cumhuriyetçiliğin olgusal temelinin en bilinen parçalarına karşılık gelir.

Cumhuriyetçi düşünüş dün olduğu gibi bugün de oldukça önemlidir. Bahsi geçen önem cumhuriyetçi siyaseti var eden kamusal özgürlükler ve sivil erdemler nasıl korunabilir ya da iktidarın yozlaşmasına karşı ne yapılabilir gibi soruların güncelliğinden kaynaklanır. Ayrıca cumhuriyetçilerin tarih boyunca bu sorulara verdiği yanıtlar -karma anayasa, kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, yurttaşlık erdemi, yurtseverlik ve politik katılım- bugünün dünyasında da siyaset felsefesinin temel sorunsalları arasında yer alır. 

Ana hatları ve olası tema başlıkları kısaca dile getirilen cumhuriyetçilik sorunsalı ile ilgili akademik makaleleri en geç 15 Nisan 2018 tarihine kadar dergimize bekliyoruz. Çalışmalar 69. sayı için kabul edilecektir.

Şimdiden herkese teşekkür ederim.

 


Marksist Estetik -29.12.2015 16:42:42
 
Sunu
 
Marx, insanı belirlerken diğer canlılardan farklı olarak insanın güzellik yasalarına göre de üretiyor olmasının altını çizer. Sanat nesnelerini, doğa bilimlerinin nesneleri yanında dünya bütünlüğünü oluşturan iki nesne alanından biri olarak belirler. Diyalektiği doğa ve tarihin materyalist kavranmasına bilinçli olarak aktaran Marx ve Engels bununla birlikte estetiği de idealizmin “saf sanat” anlayışından kurtarır.
***
Marksist estetik kuramın en karakteristik özelliği sanatın neliğinin “insan eylemi”yle ilişkili olduğu düşüncesidir. Marksist estetik kuramı içinde en büyük yer tutan görüş Marksist estetiğin kurucusu sayılan George Lukács’ın savunduğu toplumcu gerçekçiliktir. Ancak, Marksist estetik kuramı yalnızca toplumcu gerçekçilikle sınırlandırılamaz. Bir Marksist yazar olan Bertolt Brecht’in epik tiyatro kuramı gerçekçi tutuma karşı olmasına rağmen sanata toplumsal bir rol verir. Başka bir Marksist düşünür Jean-Paul Sartre da kendisinin geliştirdiği fenomenolojik ontolojiye dayanan sanat kuramında gerçekçiliğe karşıdır. Başta Adorno ve Benjamin olmak üzere Frankfurt Okulu üyelerinin bir kısmı da sanatı eleştirel bir bakış açısıyla ele alarak Marksist sanat kuramına katkılarda bulunuyor. Marksist estetik tartışmasını yeniden açmakla, estetik tartışmalarına sınırlı da olsa bir katkı olmayı hedefledik.
 
S. Ö.
Haberin Devamı İçin Tıklayınız

Anarşizm -29.12.2015 16:42:13
 
Sunu
 
Kuşkusuz anarşizm güçlü bir siyasi akım olarak etkili oldu. Sadece bir siyasi akım olarak kalmadı çok güçlü temsilcileri olan felsefi akım olarak da etkili oldu. Ama özellikle siyasi rakipleri sert polemiklere anarşizm kavramının içini boşaltmaya, “kör terörle” aynı şekilde algılanmasını sağlamaya uğraştı. Doğrusu önemli oranda da bunda başarılı oldular. Bizde ise bir siyasi akım olarak kayda değer bir varlık gösteremedi. Felsefe alanındaysa neredeyse hiçbir temsilcisi olamadı. Kendini dost sohbetlerinde anarşist diye tanımlayan meslekten felsefecilerin çabası fantastik bir algı yaratmanın ötesine geçemedi. Oysa düşünce tarihinde anarşizm önemi yadsınmayacak bir yer işgal ediyor. Felsefe geleneği olan toplumlarda bu öneme uygun oranda çalışmalar yapılıyor. Umuyoruz Türkiye’de de felsefeciler anarşizm hakkında daha yoğun çalışmalar yaparlar. Bu umutla anarşizm temasıyla hazırladığımız derginin mütevazı da olsa bir katkı olmasını diliyoruz...
 
S. Ö.
Haberin Devamı İçin Tıklayınız

Haberlerin Tamamı

Gelişmiş Arama


Duyurular


Adres :Gündüz Bey Sokak No:42 Maden - Büyükada - Adalar / İstanbul
Telefon :05414010262 Faks :02623032908
Eposta :

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri